Bugün takvimler 4 Nisan 2026’yı gösteriyor.
Tam beş yıl geçti… Ama yokluğun hâlâ ilk günkü gibi içimizi sızlatıyor sevgili Üstadım, Yüksel Ertan.
Bu yıl, içimizde ayrı bir burukluk daha var.
Eğer aramızda olsaydın, 1 Temmuz 2026’da 90. yaş gününü kutlayacaktık. Belki dostlarınla, öğrencilerinle, seni sevenlerle bir araya gelip eserlerini konuşacak, anılarını dinleyecek, o kendine has tebessümünle yine herkese ilham olacaktın. Ama hayat, bazı hesapları yarım bırakıyor.
4 Nisan 2021 Pazar gecesi gelen o telefon hâlâ kulaklarımda.
Korona nedeniyle kaldırıldığın hastaneden doktorun aramıştı. 1 Nisan’da ambulansla götürüldüğünde, “ilk aranacak kişi” olarak benim numaramı vermişsin. Bu güven, bu yakınlık… tarif etmesi zor bir sorumluluk ve onur.
Doktorlardan rica etmiştim. Sağ olsunlar, birkaç kez kısa da olsa telefonla konuşturmuşlardı bizi.
Sesin yorgundu ama umudun hâlâ dimdikti. Biz de öyle sanıyorduk zaten… “İyileşecek, toparlanacak, yine ayağa kalkacak” diyorduk.
O konuşmaların son konuşmalarımız olacağını nereden bilebilirdik?
Son yıllarda sık sık dile getirdiğin bir hayalin vardı.
Eserlerinin bir araya geldiği, seni anlatan, seni yaşatan bir sergi…
“Bir an önce yapalım” diyordun. İçinde acele değil ama derin bir istek vardı. Sanki zamanın daraldığını hisseder gibi.
Ama hayat yine araya girdi.
Bu kez adı pandemi oldu.
Ve o sergi, o güzel hayal, bir türlü gerçeğe dönüşemedi.
İçimde ukde kaldı Üstadım.
Çok istememe rağmen, sana söz verdiğim o işi zamanında gerçekleştiremedim. Bu eksiklik, bu sızı hâlâ içimde duruyor.
Ama şunu bilmeni isterim…
Senin adın, senin emeğin, senin bıraktığın iz hâlâ yaşıyor.
Yüksel Ertan Facebook Sayfası üzerinden seni tanıyanlar hâlâ paylaşımlarına dönüp bakıyor, anılarını tazeliyor.
YükselErtan.com ise sadece bir internet sitesi değil, adeta dijital bir hafıza… Senin hayatını, eserlerini ve iz bırakan duruşunu gelecek nesillere taşıyan bir köprü.
Sen sadece eser üreten biri değildin.
Aynı zamanda öğreten, yol gösteren, dokunan bir insandın.
Yanında olan herkesin hayatına küçük ama kalıcı bir iz bırakmayı başardın.
Şimdi geriye dönüp bakınca, aslında ne kadar büyük bir miras bıraktığını daha iyi anlıyoruz.
Sadece yaptıklarınla değil, duruşunla, karakterinle, insanlığınla…
Bu yıl, 90. doğum günün vesilesiyle içimde yeniden bir umut var.
Belki gecikmiş bir sözün telafisi olur…
Belki bu yıl, senin adına bir “Yüksel Ertan Sergisi” kurabiliriz.
İster fiziksel olsun, ister sanal… Ama mutlaka senin ruhunu taşıyan bir sergi.
Çünkü sen bunu fazlasıyla hak ediyorsun.
Sevgili Üstadım,
Aramızdan ayrılalı beş yıl oldu ama sen bizden hiç gitmedin.
Her hatırada, her eserde, her cümlede yaşamaya devam ediyorsun.
Seni özlemle, saygıyla ve minnetle anıyorum.
İyi ki hayatımıza dokundun.
İyi ki vardın.
Ruhun şad olsun…
Ali YILDIRIM – 04.04.2026 – 15:00











İlk yorum yapan olun