MADIMAK’IN 33. YILINDA BERLİN’DE GÜVERCİNLER BARIŞA KANAT AÇTI

Madımak’ın 33. yılında Berlin’de binler yürüdü, yüzlerce güvercin aynı anda göğe yükseldi… O sırada çalan türkü ise Madımak’ta yitirdiğimiz Nesimi Çimen’indi.

AYPA.TV / Ali YILDIRIM – 05.07.2026

Bazı anlar vardır.
Ne bir senaryo yazarı tasarlayabilir onları, ne de bir yönetmen yeniden çekebilir.
Olur ve geçer…
Ama geride ömür boyu unutulmayacak bir iz bırakır.

Berlin’de, Madımak Katliamı’nın 33. yıl dönümünde yaşanan o birkaç dakika da işte böyleydi. Berlin Alevi Toplumu (BAT)  Cemevi’nin düzenlediği ve Hermannplatz’tan başlayan yürüyüşte binlerce insan vardı. En başta çocuklar, ellerinde 33 canın fotoğrafı. BAT Başkanı Dr. Yüksel Özdemir, 20 Eylül’deki seçimlerde birbiri ile yarışan iki büyük partinin Berlin Eyalet Başbakan Adayı, Sol Parti’den Elif Eralp ve SPD’den Steffen Krach ile Yeşiller’in Grup Başkanı Bettina Jarasch. Yaşlılar, gençler… Omuz omuza yürüyen insanlar, yalnızca 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yitirilen 33 canı anmıyordu. Aynı zamanda nefrete, ayrımcılığa ve insanı insan yapan değerlere yönelen her türlü saldırıya karşı ortak bir vicdan yürüyüşü gerçekleştiriyordu.

Ellerde karanfiller vardı.
Pankartlarda adalet çağrıları…
Yüzlerde ise otuz üç yıldır dinmeyen bir acının sessizliği…
Kalabalık Kottbusser Tor’a ulaştığında zaman sanki birkaç saniyeliğine durdu.

Metro viyadüğünün altından geçildiği anda gökyüzü birdenbire hareketlendi.
Yüzlerce güvercin aynı anda kanatlandı.
Bir anda…
Hiç kimsenin planlamadığı, hiç kimsenin hazırlamadığı bir görüntü oluştu.

Gökyüzü kuş kanatlarıyla doldu.
Tam o sırada kortejin önünde ilerleyen araçtan yükselen ezgi, o görüntüyü tarifsiz bir acıyla buluşturdu.
Madımak Oteli’nde yakılarak aramızdan koparılan halk ozanı Nesimi Çimen söylüyordu:

“Dostluklar kurulsun, insanlar gülsün…
Barış güvercini uçsun dünyada…”

O an yürüyenlerin çoğu başını gökyüzüne çevirdi.
Kimileri telefonuna sarıldı.
Kimileri gözyaşlarını gizlemeye çalıştı.
Kimileri ise hiçbir şey söylemeden sadece baktı.
Çünkü bazen kelimeler yetersiz kalır.
Bazen bir türkü, bin sayfalık bir kitaptan daha çok şey anlatır.
Bazen de yüzlerce güvercinin aynı anda göğe yükselmesi, uzun nutukların söyleyemediğini birkaç saniyede söyler.

Madımak’ta yalnızca insanlar öldürülmedi.
Birlikte yaşama umudu hedef alındı.
Şiir yakılmak istendi.
Türkü susturulmak istendi.
Düşünce korkutulmak istendi.

Ama tarihin bize öğrettiği bir gerçek var:
Yakılan kitapların külleri konuşur.
Susturulan ozanların türküleri yaşamaya devam eder.
Ve öldürülen insanların hatıraları, onları unutmayanların yürüyüşlerinde yeniden hayat bulur.

Berlin’deki anma yürüyüşü tam da bunun fotoğrafıydı.
Otuz üç yıl önce Sivas’ta yükselen alevlerin karşısına bu kez Berlin semalarında yükselen barış güvercinleri çıktı.
Elbette bunun doğal bir açıklaması vardı.
Kalabalık, ses ve hareketlilik nedeniyle ürken güvercinler aynı anda havalanmış olabilirdi.

Ama insan hayatı yalnızca fizik kurallarıyla açıklanamaz.
Toplumların hafızasını oluşturan şey biraz da sembollerdir.
O gün orada bulunan binlerce kişi için gökyüzüne yükselen o güvercinler, yalnızca kuş değildi.
Onlar barışın simgesiydi.
Onlar kardeşliğin umuduydu.
Onlar Madımak’ta sonsuzluğa uğurlanan canların sessiz selamı gibiydi.

Ve belki de en anlamlı olanı…
Göğe yükselen güvercinlerle aynı anda yükselen ses, bu dünyanın artık duyamayacağı bir ozana aitti.
Nesimi Çimen, yıllar önce “Barış Güvercini”ni yazarken belki böyle bir günü hiç hayal etmemişti.
Ama Berlin’de, Madımak’ın 33. yılında, kendi sesi yine insanlara barışı anlatıyordu.
Gökyüzünde güvercinler uçuyordu.
Yeryüzünde insanlar yürüyordu.
İkisinin arasında ise bir türkü dolaşıyordu:

“Dostluklar kurulsun, insanlar gülsün…”

Belki de bugün Berlin semalarında uçan sadece güvercinler değildi.
Otuz üç yıldır unutulmayan bir vicdan da kanat çırpıyordu.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*