BERLİN’DE KRİTİK ZİRVE

Berlin’de Kritik Zirve

Hakan Fidan ile Alman mevkidaşı arasında sert dosyalar masadaydı: İran, Gazze, NATO, Avrupa Birliği ve yeni dünya dengesi

Ali YILDIRIM / AYPA
Berlin’deki basın toplantısı sıradan bir diplomatik görüşme değildi.

Kameraların önünde iki dışişleri bakanı vardı. Ancak satır aralarında konuşulan, aslında yeni dünyanın güç haritasıydı.

Bir tarafta Hakan Fidan…
Diğer tarafta Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul…

Masada ise dünyanın en sıcak başlıkları duruyordu:
İran krizi, Gazze savaşı, NATO dengeleri, Avrupa Birliği’nin geleceği, enerji güvenliği, Hürmüz Boğazı ve Türkiye’nin jeopolitik ağırlığı…

Yaklaşık 40 dakikalık toplantının dili diplomatikti ama mesajları sertti.

Çünkü artık dünya eski dünya değil.

12 yıl sonra yeniden “Stratejik Diyalog”

Berlin’de verilen en önemli mesajlardan biri şuydu:
Türkiye ile Almanya arasında uzun süredir donmuş halde bulunan “stratejik diyalog mekanizması” yeniden çalıştırıldı.

Hakan Fidan bunu özellikle vurguladı:

“12 yıl aradan sonra stratejik diyalog mekanizmasını tekrar hayata geçirdik.”

Bu cümle diplomasi dili açısından son derece kritik.

Çünkü Ankara ile Berlin arasındaki ilişkiler son yıllarda sürekli dalgalandı.
Bir dönem göç krizi…
Bir dönem Doğu Akdeniz…
Bir dönem NATO vetoları…
Bir dönem insan hakları tartışmaları…

Ancak bugün gelinen noktada hem Almanya hem Türkiye yeni bir zorunluluğun farkında:
Birbirlerine ihtiyaç duyuyorlar.

Avrupa’nın güvenliği Ankara’dan geçiyor

Alman Bakan Johann Wadephul’un konuşmasında dikkat çeken nokta buydu.

Berlin artık Türkiye’yi yalnızca “zor ortak” olarak görmüyor.
Aksine, Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez bir aktör olarak tanımlıyor.

Wadephul’un şu sözleri bunun açık göstergesiydi:

“Türkiye sadece coğrafi yakınlığıyla değil, siyasi ve ekonomik gücüyle de bu çatışmalarda büyük etkiye sahiptir.”

Bu cümle tesadüf değildi.

Çünkü Ukrayna savaşı Avrupa’yı sarstı.
İran krizi enerji piyasalarını tehdit ediyor.
Hürmüz Boğazı kapanırsa Avrupa ekonomisinin nefesi kesilebilir.

Ve Avrupa şunu görüyor:
Türkiye olmadan denklem kurulamaz.

Patriot mesajı: NATO sahaya iniyor

Basın toplantısındaki en kritik başlıklardan biri de Almanya’nın Türkiye’ye yeni Patriot hava savunma sistemi göndereceğini açıklamasıydı.

Alman Bakan açık konuştu:

“Son haftalarda İran’dan Türkiye’ye doğru balistik füze saldırıları oldu. NATO bunları durdurdu.”

Bu açıklama sıradan değil.

Çünkü Berlin ilk kez İran kaynaklı tehdidi bu kadar açık ifade ediyor.

Daha da önemlisi şu:
NATO artık Türkiye’nin güvenliğini doğrudan Avrupa güvenliğiyle eşdeğer görüyor.

Bu yüzden Berlin’den verilen Patriot mesajı yalnızca askeri değil, siyasi bir mesajdı.

Gazze’de ayrışan yöntemler, ortak hedefler

Toplantının en dikkat çekici bölümlerinden biri Gazze tartışmasıydı.

Alman Bakan ile Hakan Fidan bazı konularda açık şekilde farklı düşündüklerini kabul etti.

Wadephul şunu söyledi:

“Bazı konularda farklı yollar izliyoruz ama hedefimiz aynı.”

İşte Avrupa diplomasisinin yeni gerçeği burada ortaya çıkıyor.

Berlin, İsrail’in “meşru müdafaa hakkını” savunuyor.
Ankara ise İsrail’i açık şekilde “yayılmacı” ve “saldırgan” politika izlemekle suçluyor.

Hakan Fidan’ın sözleri oldukça sertti:

“Gazze’deki saldırganlık artık küresel bir tehdide dönüşmüştür.”

Bu cümle yalnızca İsrail’e değil, Batı’ya da verilmiş bir mesajdı.

“Korsanlık” çıkışı

Toplantının en sert bölümü ise Gazze’ye yardım taşıyan filoya yönelik İsrail müdahalesiyle ilgiliydi.

Hakan Fidan doğrudan şu ifadeyi kullandı:

“Bunun literatürdeki adı korsanlıktır.”

Diplomasi dilinde bu tür ifadeler kolay kullanılmaz.

Ankara burada yalnızca İsrail’i eleştirmedi.
Aynı zamanda uluslararası hukukun çöktüğünü ima etti.

Alman tarafı ise daha temkinliydi.
Berlin insani yardımı savundu ama yardım filolarını “tehlikeli girişim” olarak tanımladı.

İki ülke arasındaki fark tam da burada ortaya çıktı:
Türkiye daha siyasi ve sert konuşuyor.
Almanya ise güvenlik ve denge eksenli hareket ediyor.

İran dosyasında perde arkası

Toplantının en dikkat çekici başlıklarından biri İran’ın nükleer programıydı.

Alman Bakan açık biçimde İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinden duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Hatta gazeteciler doğrudan şu soruyu sordu:

“Türkiye, İran’ın yüksek zenginleştirilmiş uranyumunu devralmaya hazır mı?”

Bu soru bile perde arkasında nasıl yoğun diplomatik trafik yürüdüğünü gösteriyor.

Hakan Fidan ise dikkatli bir dil kullandı.
Ancak verdiği mesaj netti:

Türkiye savaş istemiyor.
Türkiye diplomasi istiyor.
Türkiye arabuluculuk rolünü büyütmek istiyor.

Aslında Ankara’nın son yıllardaki dış politika çizgisi tam olarak bu:
Krizin tarafı değil, masanın kurucusu olmak.

Avrupa Birliği: Kapı kapalı mı, aralık mı?

Basın toplantısında en stratejik başlıklardan biri Avrupa Birliği meselesiydi.

Hakan Fidan açık şekilde şunu söyledi:

“Türkiye’nin hak ettiği yeri almadığı bir Avrupa mimarisi eksik kalacaktır.”

Bu söz Ankara’nın Avrupa’ya verdiği klasik mesajın güncellenmiş haliydi.

Ama daha önemlisi Alman Bakanın cevabıydı.

Johann Wadephul ilk kez oldukça açık bir destek verdi:

“Türkiye AB’ye girmek isterse Almanya’da dostane ve güvenilir bir ortak bulacaktır.”

Ancak hemen ardından şu şartları sıraladı:
Demokrasi.
Hukukun üstünlüğü.
İnsan hakları.

Yani Berlin’in kapıyı tamamen kapatmadığı görülüyor.
Ama anahtarın hâlâ siyasi reformlarda olduğunu da hatırlatıyor.

Yeni dünya kurulurken Türkiye merkezde

Berlin’deki zirve aslında tek bir gerçeği ortaya koydu:

Dünya yeniden şekilleniyor.

Amerika ile Çin arasındaki rekabet büyüyor.
Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa’yı sarsıyor.
Orta Doğu kaynıyor.
Enerji yolları yeniden çiziliyor.

Ve bütün bu krizlerin ortasında Türkiye artık yalnızca bölgesel bir aktör değil.

NATO için kritik.
Avrupa için gerekli.
Orta Doğu için etkili.
Enerji koridorları için vazgeçilmez.

Berlin’de verilen fotoğraf buydu.

Bir zamanlar Avrupa kapısında bekletilen Türkiye, bugün Avrupa’nın güvenlik masasındaki en önemli sandalyelerden birine oturmuş durumda.

Sorulması gereken soru ise şu:

Avrupa bu gerçeği tamamen kabul etmeye hazır mı?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*