50 YILDIR ÇİZİYOR, 50 YILDIR SORUYOR!

50 YILDIR ÇİZİYOR, 50 YILDIR SORUYOR!

ERDOĞAN KARAYEL: BİR ÇİZGİ, İKİ ÜLKE, YARIM ASIR

AYPA / Berlin – 20.10.2026

Gırgır’da başlayan yolculuk, Almanya’da uluslararası bir mizah dergisine dönüştü. Ekonomik krizler, göç, reklam dünyası, karikatür yarışmaları ve ödüller… Erdoğan Karayel elli yıldır çiziyor. Kalemiyle iktidarı, savaşı, adaletsizliği ve toplumsal sorunları sorguluyor. Şimdi yedinci albümünü hazırlıyor. Peki, yarım asırdır çizgileriyle konuşan bir sanatçının öyküsü bize ne anlatıyor?

İLK ÇİZGİ 1976’DA ATILDI

Tarih 27 Haziran 1976. Türkiye’de Gırgır dergisi milyonlara ulaşıyor. Mizah, yalnızca güldürmüyor. Düşündürüyor. Sorguluyor. O gün derginin “Çiçeği Burnunda Karikatürcüler” sayfasında genç bir çizerin ilk karikatürü yayımlanıyor.

Adı Erdoğan Karayel. Henüz yirmi yaşında.

Aradan tam elli yıl geçti. Karayel bugün sosyal medya hesabında sanat yaşamını anlatıyor. Önemli bir cümle kuruyor: “Zamanla çizgilerim gelişti, değişti ama yaşam felsefem ve dünya görüşüm ilk karikatürümdeki gibi kaldı.” Bu söz, yarım asırlık bir sanat yaşamının özeti. Ama öykü bundan ibaret değil.

GAZETELERDEN REKLAM DÜNYASINA

Karayel, 1977’de İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulunun Grafik Bölümüne giriyor. Tipitip çizgi filmlerinin hazırlanmasında çalışıyor. Ardından Çarşaf, Ses-Atmaca, Politika, Demokrat ve Cumhuriyet geliyor. Siyasi karikatürler çiziyor. 1983’te reklam sektörüne geçiyor. Çünkü sanatın da ekonomik koşulları var. Karikatür çizmek başka, geçimini karikatürden sağlamak başka.

Karayel reklam dünyasında çalışırken çizgiyi bırakmıyor. Albümler yayımlıyor. Yarışmalara katılıyor. Ödüller alıyor.

2001 ekonomik krizi geldiğinde yolu yeniden Almanya’ya düşüyor. Türkiye’deki kriz, bir sanatçının yaşamında yeni bir sayfa açıyor. Bu kez konu yalnızca çizmek değil. Başka bir ülkede yeniden üretmek. Yeni bir yayın kurmak. İki toplum arasında ortak bir mizah dili yaratmak.

ALMANYA’DA BİR DON KİŞOT

Yıl 2004. Karayel, Almanya’da Türkçe ve Almanca yayımlanan Don Quichotte mizah dergisini çıkarıyor. Dergi iki dilde konuşuyor. Farklı ülkelerden sanatçıları buluşturuyor. Üstelik bunu büyük bir sermayenin gücüyle yapmıyor.

Elimizde Haziran 2004 tarihli ikinci sayının bir sayfası var. Başlığı dikkat çekici: “Don Quichotte, Türk ve Alman medyasında büyük ilgi gördü…” Sayfada Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet ve Alman basınından haberler yer alıyor.

Künye de önemli. Genel yayın yönetmeni Erdoğan Karayel. İnternet sayfasının sorumlusu Ali Yıldırım. Yayın kurulunda, teknik çalışmalarda, dağıtımda ve çizimlerde çok sayıda isim bulunuyor.

Bu bir ortak emek. 4 Temmuz 2004 tarihli Cumhuriyet gazetesi de derginin ikinci sayısının çıktığını haberleştiriyor. Dergi Almanya’nın farklı şehirlerine ulaşıyor. Karayel’in başlattığı girişim artık yalnızca kişisel bir çizgi serüveni değil. Uluslararası bir yayıncılık çalışması.

Ama asıl soru şu: Bir mizah dergisi, bağımsızlığını koruyarak nasıl ayakta kalır? Reklamı kim verir? Baskıyı kim karşılar? Dağıtım nasıl yapılır? Sanatçı bu sorularla yıllarca uğraşır.

GÖÇÜ DE ÇİZDİ, SAVAŞI DA

Don Quichotte zamanla uluslararası yarışmalar düzenlemeye başlıyor. Göç. Mülteciler. Kadına yönelik şiddet. Çocuk gelinler. Entegrasyon. Beyin göçü. Bunlar rastgele seçilmiş konular değil. Çağın büyük sorunları.

2016’da Mercedes-Benz Art Collection’ın düzenlediği mültecilik temalı sergide Karayel’in çalışması da yer alıyor. Kurumun kendi kayıtlarına göre, Karayel’in öncülüğündeki uluslararası yarışmaya 44 ülkeden 107 sanatçı katılıyor.

2022’de Don Quichotte’un 13. uluslararası yarışmasının konusu gençlerin beyin göçü oluyor. BirGün gazetesi bu girişimi haberleştiriyor.

Karayel, çizgiyi yalnızca bir sanat eseri olarak görmüyor. Toplumsal sorunları görünür kılmanın aracı olarak kullanıyor.

Kadın portreleri de bu çalışmaların bir parçası. 2019’dan itibaren Genel Yayın Yönetmenliğini gazeteci Özlem Coşkun’un yaptığı Kadınca.eu  internet haber portalının sayfalarında kadınların yaşamlarını çizgileriyle anlatıyor.

8 Şubat 2021’de KarantinaTV’de yayımlanmaya başlayan 20 Nisan 2023’e kadar süren Çizgiyle Konuşanlar programının tamamı AYPA.TV internet sitesinde yayımlanıyor.

Karikatür, gazete sayfasından sergi salonuna, oradan televizyona ve dijital ortama taşınıyor.

ÖDÜL VAR, PEKİ KARİKATÜRE YER VAR MI?

11 Aralık 2024. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Sedat Simavi Karikatür Ödülü’nü Erdoğan Karayel’e veriyor. Ödülün gerekçesi, Don Quichotte’ta yayımlanan “İstanbul’un Fethi / Dün ve Bugün” başlıklı karikatür. Karayel törende yalnızca teşekkür etmiyor. Bir soruna dikkat çekiyor. “Karikatüre yönelik baskılar, sansür artıyor.” Karikatürcülerin televizyonlarda yeterince yer bulamadığını anlatıyor. Çizimlerinin bazen sanatçının adı belirtilmeden kullanıldığını söylüyor.

Bu sözler üzerinde durmak gerekiyor. Çünkü ortada bir çelişki var. Karikatür ödüllendiriliyor. Ama karikatürcü, sanatının giderek daha az yer bulduğunu söylüyor. Peki, basın özgürlüğü yalnızca yazı yazanların meselesi mi? Bir karikatürün susturulması ile bir haberin engellenmesi arasında ifade özgürlüğü bakımından nasıl bir fark var? Karayel’in ödül kürsüsünden yükselttiği itiraz bu soruları da gündeme getiriyor.

YÜZ PORTRE, BİR SANATÇININ KENDİ İMKÂNLARI

2025’te altıncı albümü yayımlanıyor. Adı “Çizgilerle Konuşan Portreler”. 104 sayfa. 100 portre. Sanatçılar, yazarlar, siyasetçiler ve tarihte iz bırakan insanlar. Bu kez dikkat çeken yalnızca çizimler değil. Kitabın nasıl basıldığı. Karayel albümünü kendi imkânlarıyla yayımlıyor. Gerekçesi açık. Görsel ağırlıklı sanat kitaplarına ticari yayıncılık dünyasında yeterli ilgi gösterilmiyor.

Bu bilgi önemli. Çünkü sanatçının elli yıllık yolculuğunda değişmeyen sorunlardan biri ekonomik koşullar.

1970’lerde genç bir karikatürcü.
1980’lerde reklam sektöründe çalışan bir grafiker.
2000’lerde Almanya’da dergi çıkarmaya çalışan bir yayıncı.
2025’te kitabını kendi parasıyla bastıran bir sanatçı.

Aradan yıllar geçiyor. Sorun hâlâ karşımızda: Sanat üretimini kim finanse edecek?

ŞİMDİ YEDİNCİ ALBÜM GELİYOR

Takvimler 2026’yı gösteriyor. Erdoğan Karayel yetmiş yaşında. Karikatürde ellinci yılını doldurdu. Şimdi yedinci albümünü hazırlıyor. Adı “Elli Yıldır Çiziyorum”. Sanatçı, bu kitabın yarım asırlık çalışmalarından oluşan bir arşiv olacağını söylüyor. O arşiv yalnızca bir karikatürcünün yaşamını anlatmayacak. Türkiye’nin siyasi ve toplumsal değişimini de gösterecek. Göçün izlerini taşıyacak. Almanya’daki Türklerin yaşamından kesitler sunacak. Savaşları, ekonomik krizleri, toplumsal çatışmaları ve değişen insan ilişkilerini hatırlatacak.

Çünkü karikatür yalnızca güldürmez. Bellek oluşturur. Unutulanı hatırlatır. Sorulmayan soruyu sorar.

ÇİZGİ SUSARSA NE KALIR?

Elli yıl. Yedi albümlük bir yolculuk. Uluslararası yarışmalar. Onlarca sergi. Ödüller. Binlerce çizgi. Fakat bunların ötesinde başka bir gerçek var. Erdoğan Karayel, yarım asırlık üretimiyle eleştirel mizahın gazetecilik ve toplumsal bellek açısından önemini hatırlatıyor. Gazeteler değişti. Dergiler kapandı. Baskı makinelerinin yerini ekranlar aldı. Ama çizilecek konular bitmedi.

Karayel’in kalemi de durmadı. Şimdi sorulması gereken yalnızca “Elli yılda kaç karikatür çizdi?” sorusu değil. Asıl soru şu: Bir toplum, kendisini eleştiren çizgilere ne kadar yer açıyor? Çünkü bir ülkede karikatürün özgürlüğü, o ülkenin eleştiriye gösterdiği tahammülün de ölçüsüdür. Ve Erdoğan Karayel’in elli yıllık yolculuğu bize bir gerçeği hatırlatıyor: Çizgi değişebilir. Teknik değişebilir. Yayın organları değişebilir. Ama soru sorma cesareti kaybolursa, karikatür de anlamını yitirir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*